(karga mecmua için yazmıştım)
Görünen köye, yine de kılavuz: Bu kısa yazı elbette liste halinde yazılabilirdi, ama öyle olmadı. Oysa Infante, “Bir Listeci İçini Döküyor” başlıklı eşsiz anlatısını alt alta sıralanmış satırlarla açar (bir listecinin içinin yağlarını eriten o metin, halen 80’lerde basılmış bir Dünya Edebiyatı Antolojisi’nden başka bir yer bulamamıştır kendine, Türkçe’de). İki tür listeleme bağımlılığı vardır sanki: Biri, Infante’nin anlattığı gibi, sonunda hemen her şeyi listelemeye dönüşen bir bağımlılık; diğer tarafta ise, belli başlı konularda listeler döktüren bağımlılar durur. İkincilerin gözde başlıkları ve bu başlıklar altında uzun ince işlenmiş metincikleri vardır.
En basitinden, “Yapılacak İşler”, “Alışveriş”, “Partiye Çağırılacaklar” diye başlar başlıklar. Gitgide “Okunacak Kitaplar”, “Görülmüş Şehirler”, “Aylık Ödemeler” eklenir listeler listesine. “İstanbul’da Gittiğim Lokantalar”, “İçinde ‘Mavi’ Geçen Şarkılar”, “Kuvveden Fiile En Zor Geçenler”e geçildiğinde bahçenin yolları çatallanmış demektir.
Her bağımlı, bağımlı olduğu şeye dair ya da o şeyin dolaylarından, tuhaf inançlar, belki hurafeler büyütüp yetiştirir: Benim gözümde iyi yazarların hepsi birer iyi listecidir. Perec’in gizli veya açık listelerini okumanın zevki bambaşkadır (kaldı ki, Oulipo’yu isteyen Deneysel Edebiyat İşliği diye adlandırsın, benim gözümde Kendinden Geçen Listeciler Kulübü’dür.) Calvino’dan Cortazar’a, Enis Batur’dan Richard Brautigan’a, Benjamin’den Salah Birsel’e savımı doğrulayıp güçlendiren yazarların listesini epey bir uzatabilirim.
Bazı listeler özel durumlar doğurur: Yapılacaklar Listesi’ne yazılmış olup yapılmamış olanların sayısı fazlaysa üzülüp, hüzünlenenler çıkar, başarısızlık hanesinin kabardığını varsayarlar. Oysa gerçek listeciye bu tür değerlendirme raporları vız gelir. Yola çıkıp nereye gittiğini unutanlar ve esas maceranın (ya da mecranın) yol olduğuna inanlarınki gibi bir ruh hali içindedir onlar. Üstelik listeyi temize çekmek, başlı başına bir ödül değil midir?
Bir tek içimdeki listeci haz alsın diye bahis oynadığım olur, upuzun bir maç listesinden kupona yazılacaklar kalıncaya dek alt alta dizdiğim satırların, üstü çizilmiş seçeneklerin kağıt üstündeki girift görüntüsü, kazanılacak paradan daha fazla haz verir. Listenin kendi iç mantığı ya da geometri ve matematik peşi sıra gidilerek seçilmiş tuhaf dizilimler nedeniyle çoğu zaman para filan da kazanamam zaten.
Listeleme bağımlılığı olanların, kenarından köşesinden, kütüphane raflarını, çalışma masalarını, mutfak dolaplarını ve dizmek eylemini kaldırabilecek her alanı, ikide birde derleyip toplama, yeniden düzenleme bağımlılıkları da olsa gerektir – hafif puslu bir havada ilerlediğimiz köye doğru, içimdeki kılavuzun söylediği bu.